Yangını Söndürmek mi.. Olmadan Önlemek mi?

En çok duyup da en az önemsediğimiz hususlardan birisi de yangın vakalarıdır.  Oluşturduğu can ve mal kayıplarının yanı sıra, sebep olduğu çevresel tahribatlar ve psikolojik etkileri de sıkça göz ardı edilmektedir. Ülke olarak her yıl ortalama beş yüz yangın vakası yaşıyoruz. Yangına bağlı sebeplerden dolayı her sene yaklaşık iki yüz vatandaşımızı kaybediyoruz ve yine her sene ortalama iki yüz milyon Türk Lirası maddi kayıpla karşı karşıya kalıyoruz. Artan nüfus ve enerji tüketimi de göz önünde bulundurulursa tablo hiçte iyi gözükmemektedir.

Yangınla mücadele vizyonu ortaya konmadıkça, reaktif politikalar yerine proaktif yaklaşımlar benimsenmedikçe mesafe kat edilmesi mümkün gözükmemektedir. Yangının önlenmesi mantığına dönük olarak mevzuat düzenlemelerine ciddi oranda ihtiyaç vardır.

Tabi burada bilinçlendirme ve eğitim gibi önemli bir noktaya temas etmek gerekiyor. İnsanların toplu olarak yaşadıkları yerlerde, özellikle site ve iş yerlerinde yangınla mücadeleye ilişkin çok net yasal düzenlemeler bulunmamaktadır. Hal böyle olunca denetim kalitesi de düşmektedir.

İş mevzuatımızdan örnek verecek olursak; her on çalışandan bir kişinin ilk yardımcı olması, ilk yardımcılık eğitimleri ve eğitim merkezlerinin akreditasyonu, bilinçlendirme müfredatlarının içeriği ve uygulama periyotları çok net olarak açıklanmıştır.

Fakat mevzu yangına geldiğinde ne bir rapor formatı, ne bir eğitim müfredatı ve ne de bir eğitimci tanımlaması bulunmaktadır. Dolayısıyla yangınlar nasıl önlenmeli veya acil bir durumdaki hareket tarzı nasıl olmalı sorularına verecek ortak bir cevabımız olmamaktadır. Bunun sonucu olarak da işletmelerimizin neredeyse dörtte üçü ciddi yangın riskleriyle yaşamak zorunda kalmaktadır.

Bu tarz boşluklar; uygulama zafiyetlerini de beraberinde getirmekte ve yöntemlerin standardize edilmesini güçleştirmektedir. Sonuç olarak işletmelerimiz, yangın konusunda yeterli düzeyde eğitim almamış personellerle iş hayatına devam etmek zorunda kalmaktadır. Yeterli düzeyde eğitim diyoruz. Çünkü; belirsiz müfredatlarla sunulan, ağırlıklı olarak yangın tüpünün nasıl kullanıldığını konu alan ve tüp imalatı/satışını yapan firmaların uyguladığı eğitimlerin yangın önleme konusunda bilinç oluşturması beklenemez.

Özellikle maddi kayıp ve çevresel etkileri düşünüldüğünde çok daha ciddi tehlike potansiyeline sahip işletmelerimizde bu konu; daha profesyonel bir bakış açısıyla değerlendirilmelidir. Yangın önlemlerine ilişkin işletmelerimizde uzmanlar tarafından risk değerlendirmesinin yapılması ve aksiyon planlarının hayata geçirilmesi gereği açıktır. Çalışan personellerin yine uzmanlar tarafından bilinçlendirilmesi ve tatbikat uygulamalarının düzenli olarak yapılması, ciddi faydaları beraberinde getirecektir. Bu alanda yapılacak sistemli çalışmalar; olumlu neticelerin anahtarı olacaktır.

More Enstitü olarak biz, konuyla ilgili bir kamuoyu oluşturmanın gereğine inanıyoruz. Yapılacak faaliyetlere ilişkin her platformda verdiğimiz desteği artırarak sürdüreceğiz.

Oğuzhan KARAGÜL

MORE ENSTİTÜ

Yönetim Danışmanı

2012