İSTİHDAMIN ÖNEMİ

İSTİHDAMIN ÖNEMİ Yazdır E-posta

 Biraz geçmişe gitmek istiyorum.

 İnsanların makineleşmediği, robotlaşmadığı çokta değil çocukluk yıllarımıza dönmek istiyorum. En yaşlımız için elli yıl öncesine;

 Durup bir düşünelim, şimdilerde anca köylerde, kasabalarda, müzelerde ve bazen televizyonlardaki belgesellerde rastladığımız insanları gözünüzde canlandırmanızı istiyorum.

 Çocukluğumuzda sazlardan adına altı köşe dediğimiz uçurtmalar yapardık. Rengarenk desen, desen ve yükseklere uçururduk onları hayallerimize katarak içlerine, kimimiz daha ne işe yardığını bile bilmediğimiz büyüyünce mühendis olacağız diye sözler sarf ederdik.

 Evet bizler işte o zamanlarda zaten mühendistik. Hanginiz eski lambalı radyoları hatırlıyor.

 Eskiyen o bozuk radyoları tamir etmeye çalışanınız var mı içinizde.

 

Eminim ki içinizden ben varım diyorsunuz şuan,

 

Hanginiz bir tahta parçasını yontarak şekiller üretmedi hayatında veya hanginiz bozulan arabasını, bebeğini, oyuncağını tamir etmeye uğraşmadı.

 

O yıllarda insanlar sanatçı, zanaatçı, meslek erbabı, esnaf olarak anılırlardı. Özellikle zanaatçı tanımına dikkat çekmek istiyorum. Şimdilerde adını bile unuttuğumuz belki de tanımını dahi hatırlayamadığımız, o güzel TÜRKÇE mizden akıp giden bir kelimeden ve bu kelimenin istihdama olan etkisinden bahsetmek istiyorum.

 

Ülkemizde çobanlık yapacak adam bulmadığımız için çobanlık yapan veterinerler tanıyorum. Yaptıkları çobanlık mıdır, zanaatçılık mıdır bunu biraz düşünmek lazım. Öyle programlar uyguluyorlar ki sarıkız ineklerin süt verimini iki, üç katına çıkartıyorlar hem de bunu suni yem kullanmadan başarıyorlar. Ama öte yandan medyadan takip ettiğim haberlerde bu alanda Hollanda da yapılan en ufak uygulamanın nasılda reklam edildiğini görüyorum.

 

Evet bir gün gelecek belki sütümüzü de dışarıdan ithal edeceğiz. İthal ettiğimiz sütten peynir yaparak belki ihraç edeceğiz. Sütümüzü estiklerinde ise ne olacağını artık sizlerin düşünmesini istiyorum.

 

Konunun başlığında istihdamın önemi demiştim, şu ana kadar yazdıklarımdan istihdamla ilgili bir şeyler çıkartmak size güç gelebilir. O zaman bu aşamadan sonrasını biraz daha iyi okur iseniz bundan önce yazdıklarımın ne kadar önemli olduğunu göreceksiniz.

 

Düşünsenize müessese sahibi ve yahut çalışanı olarak bir takım ilanlar veriyoruz. Ama inanın ne aradığımızı bile bilmiyoruz.

 

Autocad, catıa, solid bilen üretimimizdeki parçaların çizimlerini yapabilecek makine mühendisi arıyoruz. Peki neden zanaatçı aramıyoruz diye sordunuz mu hiç kendi kendinize;

 

Eminim ki sordunuz ve bana bir tasarımcı lazım dediğinizde oldu, tasarımcı ile yukarıdaki ilanı kastediyorsanız. Maalesef ki yanılıyorsunuz……..

 

İstihdam alanı sağladığınızı düşünüyorsunuz.

 

İstihdam yoktan var olan, düşünce ile ortaya çıkartılan, birden fazla imalat kolunu harekete geçiren, toplum faydasına hizmet eden faaliyetler bütününü yöneten büyük kapsamlı bir çalışmanız eseridir. Ortaya bir şeyler çıkartmaktır.

 

Bazılarınız ne o yani benim geçen yıl 150 işçim vardı şu an 300 işçim var bunun adı istihdam sağlamak değil mi diyecekler. Evet bir anlamda haklı olabilirler ama maalesef bunun adı istihdam değil. Toplumda sizin ürün ve hizmetlerinize olan talep artmış olabilir. Talep ne kadar artarsa o kadar, üretmek ve arz etmek zorundasınız. Bunun içinde istihdama değil iş gücüne ihtiyacınız var demektir. Siz uyguladığınız bu faaliyetle iş gücünüzü arttırıyorsunuz. Ya verimliliğiniz, belki ürettiğiniz ürün sayınız artıyor ama ya verimliliğiniz diyorum. Yerinde sayıyor değil mi ?

 

Bizler 5 kişi ile 100 tane üretirken, diğerleri 2 kişi ile 500 tane üretiyor ise geri kalan 3 kişide 1 kişi ile 1000 tane üretmenin yollarını arıyor ise işte bunun adıdır istihdam, beyin takımını, düşünceyi yöneterek birden fazla sektörü canlandırmaktır istihdam.

 

Geçenlerde bir fuardaydık ülkenin bu alanda lokomotifi olan bir şehirde yine ülkenin lokomotif sektörüne hitap eden.

 

Lokomotif diyorum, evet bu tanımı belki medya takıyor, ama ne kadar lokomotif sektördür onu da düşünmek lazım geliyor. Zanaatçısı sayısı giderek düşen bir toplumda daha nereye kadar topsuz, tüfeksiz savaşabiliriz bunu düşünmeden de edemiyorum.

 

Memlekette ihracatın patlama yaptığı ile ilgili haberlerin altında gerçekleştirilen bir fuarda, ihracat yapan firma sayısının bir elin parmaklarını geçmemesi düşündürücü değil mi?

 

Diğer yandan fuara katılan tüm firmaların ithalat yapma konusunda ciddi bir rekora doğru gitmiş olması da konunun diğer düşündürücü tarafında yer alması da, bir anlamda sanayileşme adına daha yolun başına bile gelemediğimizin göstergesi değil mi?

 

ÇİN denilen ülkeyi ağzımıza sakız etmiş gidiyoruz. Hiç düşündünüz mü?

 

O malzemeyi ÇİN de bizim ülkemizle aynı paraya alıyor, imalat yaptıkları makineyi de,

İşçilik düşük diyorsunuz, insan çok diyorsunuz bir anlamda bahaneler üretmekten istihdamın önünü açacak engelleri göremiyorsunuz. Ruhani olarak sanayileşmede yeni doğan bir ülkenin ciddi anlamda tasarıma yöneldiğini, yatırımlarını makineleşmeye değil artık beyin gücüne yapmaya başladığınız farkında değimisiniz. Neden tüm dünya ülkelerinde serbest bölgeler kuruyorlar biliyor musunuz?

 

Sadece ve sadece gayri safi milli hasıla üzerinden ülkelerinin refah seviyesini yükseltmek için bunları yapıyorlar. Bunu yaparken de zanaatçı insan kadrosuna, bizim yenileşen TÜRKÇE dilimize göre tasarımcılara ciddi önem veriyorlar. Yukarıda bahsettiğimiz çizimleri yapmak için bir mühendis istihdam ettiğinizi sanıyorsunuz.

 

ARGE yatırımları destek kapsamında ve her kurum bu destekleri alıyor. Son on yılda devletten alınan arge desteklerinin yarısı kadar bir bütçe ile arge sini yöneten devletler kendi markalarını üretiyorlar, kendi otomotiv birliklerini kuruyorlar. Ya biz

 

Otomotiv ihracatta rekora koşuyor. Nasıl bir rekor acaba, neden sanayici dert yanıyor.

Düşündünüz mü?

 

Neden medya ithalatın patladığını göstermiyor.

İhracat yaptığımız ülkeler öyle farklı ve özellikli malzemelerden mamul ürünler istiyorlar ki

Öncelikle kısa vadelerle hatta bir kısmı peşin olarak malzemeyi, hammaddeyi ithal ediyoruz.

Sonra kısa zamanda çok fazla talepler istiyorlar ki

Gidip makineyi de ithal ediyoruz.

Bununla bitti mi?

Hayır

Yazılımları da dışarıdan ithal ediyoruz.

Hatta bazı yarı mamulleri

Fikirleri,

Standartları bile dışarıdan ithal ediyoruz.

Ki dünyada ilk standardı yayınlayan bir toplum olarak

Eskiden her zanaatçı on talebe yetiştirir. On ayrı alanda iş yapmalarını sağlarmış.

Ama biz maalesef o talebelerin yetişmesi için gerekli fırsatları vermiyoruz.

Her şeyimiz rant kavgası olmuş

İleride bir gün ihracat yapmak için gerekli ithalatı yapamaz hale geldiğimizde bizim ihtiyacımız olan değerlerin uzak bir yerlerde olduğunu ve onları geri getirmek için yeterli gücümüzün olmadığını gördüğümüzde ne yapacağız.

 

TÜRK mühendis NASA da harikalar yaratıyor, TÜRK doktor Amerika da kansere çare buluyor, TÜRK bilgisayar mühendisi Microsoft a kafa tutuyor, Bor madenleri üzerine binlerce proje varken hiçbiri değerlendirilmiyor proje sahipleri mühendisleri de İRAN ithal ediyor.

 

Ve TÜRKİYE bir alanda daha ihracatta rekora koşuyor.

Değer verilmeyen beyin ihracatında….

 

Geçen bir sanayici ağabeyimle konuşuyorum. Geçtiğimiz ay ihracat miktarı yurt içi satışlarının üzerinde gerçekleşmiş. Bu pencereden baktığımızda her şey güzel

 

Ama bu işi kotara bilmesi için yeni bir makine almış ve üç aylık kullanılacak malzeme miktarı ile tezgah yatırımı maddi olarak eşit tutarlarda. Ve iki adam istihdam etmiş

 

Düşünsenize büz bu kadar malzemeyi, makineyi ürettirmek için ihracat ettiğimiz ülkelere ne kadar istihdam sağlattık değil mi?

 

 

O halde bizim o malzemeyi

O halde bizim o makineleri üretebilecek beyin takımının istihdamına

O halde bizim o yazılımları oluşturabilecek beyin takımı istihdamına

O halde bizim proje üreterek diğer birkaç sanayi kolunu hareketlendirecek beyin takımı istihdamına

İhtiyacımız var.

 

Zanaatçılara ihtiyacımız var.

 

En azından çocukluğunu hatırlayıp,

 

Kendi düşüncesi ile türettiği sazdan mamul altı köşe adı takılan uçurtmayı tasarlayıp, hayalleri ile gökyüzüne saldığında,

 

O sazları toplayacak kişilerin

O ambalaj kağıtlarını üreten kişilerin

O kopmayan ipleri üreten kişilerin

Gökyüzünde hayalleri ile savrulurken onu gören başka hayalperestlerin

Düşünce adamlarının

Fikirlerini kamçılayarak

Onlarca kişiyi aynı hayalle canlandıracak

Fikirlerine saygı duyulan

İstihdam alanı sağlayıcılara ihtiyacımız var.